Choose the page language

Bu bölüm, işitme kaybı olan Avustralyalı Türk göçmen Evren'in tam zamanlı bir iş bulma konusunda yaşadığı zorlulukların hikayesini anlatıyor. Evren, küçük yaşlardan itibaren matematik konusunda olağanüstü bir yetenek göstermesine rağmen, bu konu dahil hiçbir zaman herhangi bir eğitim alma şansı olamamış. Memleketinin kültürel adetleri gereği, genç yaşta evlenip aile kurmuş ve bu da haliyle kendini eğitip geliştirmesine pek olanak sağlamamış.

Gerçek anlamda bir eğitim almamasına rağmen Evrenin sayılarla arası her zaman iyiydi, adeta bir hesap makinesi gibiydi. Herhangi bir matematiksel işlemi zihninden yapabildiği için kendisine, “Hesap Makinesi Teyze" denmeye başlanmıştı. Esinden ayrıldıktan sonra kendini Avustralya'da daha da yalnız, evinden uzak bir ülkede tek başına çocuklarını yetiştiriyor buldu. Ancak Evren, kendisi ve çocuklarının daha iyi yaşamasını sağlayacak bir hayat kurmaya kararlıydı. İlk is, mahallesindeki yerel konseyin yardımıyla, yaşlılar için bir matematik kulübünde öğretmen asistanı olarak gündelik bir işe başladı. Zamanla kendine güveni gelmiş, bir yandan TAFE'de eğitim almaya başlamış diğer yandan çalışmaya devam ederek muhasebe alanında yöneticiliğe kadar uzanan bir kariyer ile tam zamanlı bir işe sahip olmuştu. Evren şimdi tek başına ailesinin geçimini sağlamakta ve matematiksel yeteneğini profesyonel hayatında başarılı bir şekilde kullanarak iyi bir yaşam sürmektedir.

About the storyteller

The storyteller has chosen to use a pretend name.

Evren, matematik alanında olağanüstü bir yeteneğe sahip bir Türk Avustralyalı göçmendir. Bu bölümde, ailesinin geçimini sağlamak ve bağımsız bir şekilde hayatına yön vermek için, adeta ayaklı bir hesap makinesi gibi bilinen matematik yeteneğini de kullanarak yaptigi kariyeri ve yasadiklarinin hikayesini anlatiyor.

Transcript Available

Tolga: Merhaba. Kültürel açıdan farklı topluluklardan insanların engelli olarak iyi yaşamaktan bahsettikleri Speak My Language programına hoş geldiniz. Ben Tolga Okay. Multicultural Communities Council of South Australia için çalışıyorum. Söyleşilerimizde kültürel açıdan farklı topluluklardan engelli insanların nerede olurlarsa olsunlar iyi yaşamak için kişisel becerilerini ve toplum kaynaklarından nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Bu engelli kişiler ve diğerleri aracılığı ile erişilebilir yerler, aktiviteler ve ilgili fırsatlar hakkında bizimle paylaşabilecekleri gerçek hikayeleri, ipuçlarını ve fikirleri paylaşıyoruz. Bugünkü konuğum Evren. Kendisinin gerçek ismi bu değil ama bizimle Hesap Makinesi Teyze isimli kendi hikayesini paylaşmaktan mutluluk duyacak. Hoş geldin Evren. İyi ki geldin.

Evren: Merhaba, hoş bulduk, teşekkür ederim.

Tolga: Evren ya da hesap makinesi teyze mi desem? Öncelikle bize neden bu şekilde çağrıldığından bahseder misin?

Evren: Tabii. Valla küçükten beri sayılarla aram hep çok iyiydi. Kafadan dört işlemi çok rahat hesaplayabiliyordum. Okulda evde resmen hesap makinası gibi kullanılıyordum. İşitme kaybım da olduğu için insanlara daha da enteresan geliyordu galiba. Ben de nasıl oluyor anlamıyordum ama mahallede namım almış yürümüştü.

Tolga: Bu ismi ilk sana kim takmıştı? Evren?

Evren: Açıkçası çok komik. Çünkü ben de ilk kim bu ismi bana taktı bilmiyorum ama ilkokuldan beri bu şekilde çağrılıyorum. Tabi önceleri teyze demiyorlardı ama hatırladım. Öğretmenlerim bile arkamdan hesap makinası gibi kız diye konuşuyorlardı.

Tolga: Çok enteresan. Türkiye'de herhangi bir eğitim aldın mı matematik alanında filan?

Evren: Yok yahu ne matematiği. Zaten ufak bir şehirde yaşıyorduk biz. Eğitimi bırak, ailem işitme kaybı yaşadığımı bile çok çok geç fark etmiş. Sonra da üstüne çok düşmemiş. İşitme cihazı takıyordum ama tabi çok yeterli değildi. Zaten bu yüzden normal ortaokulu bile zor bitirdim. Daha sonra evlilik, çoluk çocuk derken kaldı.

Tolga: Peki evren Avustralya macerası nasıl başladı?

Evren: Evlendikten bir süre sonra ailemle Avustralya'ya göç ettik. İlk defa yurtdışına çıkıyordum ve İngilizcem yoktu. Her şey çok farklıydı. İlk yıllar çok yabancılık çektim. Eşim bir fabrikada çalışıyordu ve ben bütün gün evde çocuklar ile zaman geçiriyordum. Yakın çevremde görüşebileceğim Türk arkadaşlarım da yoktu maalesef. Zamanla farklı milletlerden gelen göçmen komşularım ile vücut dili ile başlayan arkadaşlıklarımız bir yaşam boyu sürecek dostluklara dönüştü. Mahalledeki parkta çocuklar oynarken sosyalleşiyorduk biz de. İşitme kaybıma rağmen İngilizceyi hep bu sıcak arkadaşlıklar ile öğrendim diyebilirim.

Tolga: Anladım. Peki çalışma hayatıyla nasıl tanıştın?

Evren: Aslında ben hep çalışmayı istiyordum. Avustralya devletinin sağladığı sosyal imkanlar sana, kendine yatırım yapmana fırsat tanıyor. Hiçbir şey olmasa bile mesela okulun ya da lokal konseyin çocuk bakım merkezlerinde çocuklarını bırakabiliyorsun.

Tolga: Seni engelleyen neydi o zaman? Çocuklar okuldayken falan matematik konusunda yeteneğini geliştirebilirdin belki.

Evren: Ah keşke. Açıkçası eşim pek taraftar değildi. Biliyorsun biz de hanımların yeri evidir derler ya. Çevremdeki tek tük Türk ailesinde de durum farklı değildi. Yeni ülke, ortam, çevre, çocukların eğitimi falan derken yıllar geçti.

Tolga: Anladım, hayat bir koşturmaca değil mi? Peki ne oldu da birden çalışmak zorunda kaldın Evren?

Evren: Uzun süredir evliliğimiz iyi gitmiyordu. O sıra eşimden ayrıldım. İşte o an hayatta yalnız olduğumu daha da iyi anladım. Üzülmeye dahi zamanım olmadı diyebilirim. Hemen çalışmam, kendime ve çocuklarıma bakmam lazımdı.

Tolga: İş bulmak için önce ne yaptın? İlk kim yardımcı oldu sana?

Evren: Avustralya'ya geldiğimizden beri aile hekimimiz olan doktor hanımın fikrini sordum. Kendisi benim işitme cihazımı devletten almama yardım eden doktordu. Yıllardır tanıyordum. Oturduğumuz bölgedeki konseye gitmemi söyledi. Gerçekten de konseyde çok yardımcı oldular. Hatta ilk işimi bile yine konsey sayesinde buldum.

Tolga: Harika. Evet, gerçekten de lokal konseylerin biz göçmenlere yardımcı olan birçok servisleri oluyor. Peki ilk işin neydi burada?

Evren: Önce benimle ufak bir mülakat yaptılar. Tabii eğitimim olmadığı için daha çok özel yeteneklerim ile ilgili konulara odaklandık. İşitme cihazı kullanmam burada pek bir sorun olmadı. Mülakatta sayılarla aramın iyi olduğunu ve birkaç maharetimi gösterince çok etkilendiler. Konseyin içerisinde yaşlılar için organize edilen matematik kulübünde eğitmene yardımcı olabileceğimi söylediler.

Tolga: Tam senlik bir işmiş o zaman. Neler yapıyordun burada?

Evren: Çok eğlenceli, yarı zamanlı bir işti. Yaşlı kişilerin hafızalarını geliştirmek için kurulmuş bir kulüptü. Burada çeşitli matematik işlemlerini takımlar halinde çözüyorlardı. Öncelikle eğitmen için sınıfı hazırlıyor, admin tarzı ofis işleri yapıyordum. Kısa zamanda kulüpte gösterilen matematik oyunlarına ben de dahil olup kendimi gösterdim. İşlemleri kafamdan yapabilmem çok ilgilerini çekmişti. Hem eğleniyor, hem öğreniyorlardı.

Tolga: Peki Evren, maaşın yetiyor muydu? Çocuklara kim bakıyordu bu arada?

Evren: Hım, evet, sorun da buydu zaten. Çok ufak bir ücret alıyordum, yarı zamanlı, saatlik çalışıyordum. Zar zor geçiniyordum, ama işin en büyük avantajı evime yakındı ve çocuklar okuldan dönmeden evde olabiliyordum. Ama mutluydum, çünkü kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğimi görmüştüm.

Tolga: Evet, eminim bu arada kendine güvenin gelmiştir. Peki tam zamanlı iş arayışların nasıl başladı Evren? Bu arayışların sırasında işitme cihazı kullanman bir sorun oldu mu hiç?

Evren: Evet, açıkçası bu yarı zamanlı işte kendime güvenim gelmişti. Boş kaldıkça, özellikle hafta sonları, tam zamanlı iş arayışlarım sürüyordu. Birçok yere başvurdum ama yanıt alamadım. İşitme cihazı kullanmam birçok yerden ret cevabı almama neden oldu. Öyle hissediyordum.

Tolga: Anladım, ilk tam zamanlı işini nasıl buldun peki?

Evren: Konseydeki matematik kulübünde devlet sosyal servislerinden emekli yaşlı bir beyefendi vardı. Çocukları yine konseyin bakım merkezine bırakırken falan benim nasıl koşuşturduğumu görmüş, konsey aracılığı ile biraz soruşturmuş. Bir gün bana engelli insanların iş bulmalarına ve iş tutmalarına yardımcı olan bir devlet kuruluşundan bahsetti. Söylediği yerin ismi Engelli İstihdam Hizmetleri, yani Disability Employment Services. O gün izin alarak gidip bu kuruma başvurdum.

Tolga: Peki nasıl bir iş buldular sana burada?

Evren: Bu kurum sayesinde lokal bir muhasebe bürosunda admin olarak işe başladım. Maaşım çok daha iyiydi tabii. Çok mutluydum. Burada, özel ilgi duyduğum için bir süre sonra admin işler yanında muhasebe konularına da karıştım. Yavaş yavaş işleri öğrendim. Patron da beni çok sevdi sağ olsun. Hatta bana muhasebe alanında eğitim almamı önerdi.

Tolga: Harika, muhasebe eğitimine nerede ve nasıl başladın Evren?

Evren: Gündüzleri çalışırken akşamları da TAFE'te muhasebe alanında sertifika programına başladım. Bu alanda çalışacaksam kesinlikle eğitim almalıydım. Üzerine 2 sertifika daha bitirdim. Hatta başka şirketlere işler bile yapıyordum.

Tolga: Gerçekten harika. Evren şu an ne yapıyorsun peki?

Evren: Yıllar geçti, şu anda admin officer olarak girdiğim muhasebe bürosunda muhasebe direktörü olarak çalışıyorum. Çocuklarımın geleceği ve kendim için çalışmaya, üretmeye öğrenmeye devam ediyorum.

Tolga: Peki, sana hala hesap makinesi teyze diyorlar mı?

Evren: Hıh, demezler mi? Çocukların okulundan tut, ofiste arkadaşlar arasında herkes hala Aunty the Calculator diyor burada bana.

Tolga: Teşekkürler Evren. Bugün bize ayrılan zamanın sonuna geldik. Evren'e bize konuk olduğu ve hikayesini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz. Bu güzel hikayeden alınacak o kadar çok ders var ki. Evren geldiği bu yeni ülkede hayata sıfırdan başlayarak yılmadan çabalamış, aldığı eğitim ve farklı düzeydeki iş tecrübeleri ile hem yeni bir kariyer sahibi olmuş, hem de tek başına çocuklarına bakarak hayatını kazanmaya başlamış Peki Evren, son olarak dinleyicilerimize söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Evren: Evet. Hayatınıza yön vermek sizin elinizde. Her şey size bağlı. Yeni şeyler denemekten yeni ortamlara girmekten korkmayın. Ve asla vazgeçmeyin.

Tolga: Kaydımızdan memnun kaldıysanız lütfen daha fazlasını bulabileceğiniz web sitemiz speakmylanguage.com.au'yu ziyaret edebilir ve lütfen başkalarına da Speak My Language programından bahsedebilirsiniz. Ayrıca bizi, Facebook, Twitter, Instagram veya Linkedin'den de arayabilir ve bu programı Avustralya genelinde ve belki de dünya çapında konuşmaya devam etmemize yardımcı olabilirsiniz. Multicultural Communities Council of South Australia Speak My Language Programını South Australia'da sunmakla gurur duyuyor. Department of Social Services tarafından finanse edilen Speak My Language Programı Avustralya'daki tüm Ethnic and Multicultural Communities’ Councils ve Multicultural Councils'ler arasında bir ortaklık aracılığı ile Avustralya'da hizmet vermektedir. Ulusal yayın ortaklarımız SBS ve NEMBC'dir.

This is a stock image
Interview by
Tolga Okar

Aslen İstanbullu olan Tolga, isi icabıyla dünyanın birçok yerinde ‘expat’ olarak yasamış ve çalışmıştır. Farklı ülkeler ve toplumlarda kazandığı bu çok kültürlü yasam deneyimleri ona benzersiz bir... Go to page where you can read more about Tolga Okar