Choose the page language

Esiyle beraber 2008 yılında Avustralya’ya göç etmiş olan Sevinç, çağdaş sanat lisans derecesine sahip profesyonel bir sanatçı olmasının yansıra, hâlihazırda okuduğu eğitim programları ve öğretim alanındaki tecrübeleri ile okullarda özel eğitim asistanı olarak görev yapmakta.Sevinç bize engelli öğrencilerine ulaşmakta sanatın nasıl etkili olduğundan ve sanatsal benliği eğitimin oluşum ilkeleriyle nasıl harmanladığını kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak anlatacak. Eğitimde yaratıcı anlatım ve çok çeşitli aktif sanat unsurlarının kullanımı ile öğrencilerin tam potansiyellerine nasıl ulaşma fırsatı sağlanabileceğinden bahsedecek. Sanat ile iççice bir eğitim müfredatının engelli öğrencilerin eğitim ve sosyal yaşamlarında pozitif ilişki kurma konusundaki rolünden bahsediyor. Özetle, herkes için daha kapsayıcı ve erişilebilir bir eğitim ortamı standartlarına ulaşmak için sanatın engelli çocukların ruhlarına dokunmaya nasıl yardımcı olduğundan bahsedecek.  

About the guest speaker

Esiyle beraber 2008 yılında Avustralya’ya göç etmiş olan Sevinç, çağdaş sanat lisans derecesine sahip profesyonel bir sanatçı olmasının yansıra, hâlihazırda okuduğu eğitim programları ve öğretim alanındaki tecrübeleri ile okullarda özel eğitim asistanı olarak görev yapmakta.

Sevinç bize engelli öğrencilerine ulaşmakta sanatın nasıl etkili olduğundan ve sanatsal benliği eğitimin oluşum ilkeleriyle nasıl harmanladığını kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak anlatacak. 

Transcript Available

Tolga: Merhaba. Kültürel açıdan farklı topluluklardan insanların engelli olarak iyi yaşamaktan bahsettikleri Speak My Language programına hoş geldiniz. Ben Tolga Okay. Multicultural Communities Council of South Australia için çalışıyorum. Söyleşilerimizde kültürel açıdan farklı topluluklardan engelli insanların nerede olurlarsa olsunlar iyi yaşamak için kişisel becerilerini ve toplum kaynaklarından nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Bu engelli kişiler ve diğerleri aracılığı ile erişilebilir yerler, aktiviteler ve ilgili fırsatlar hakkında bizimle paylaşabilecekleri gerçek hikayeleri, ipuçlarını ve fikirleri paylaşıyoruz. Bugünkü konuğum akademik eğitimli, profesyonel bir sanatçı olmasının yanı sıra okullarda özel eğitim asistanı olarak görev yapan Sevinç Özdoğan. Kendisi bizimle sanatın engelli çocuklara ulaşmada nasıl temel araçlardan biri olabileceğinden, sanat eğitimiyle iç içe geçmiş bir eğitim müfredatının daha kapsayıcı ve erişilebilir bir eğitim ortamı standartlarını gerçekleştirmeye nasıl yardımcı olduğundan bahsedecek. Hepimiz için birçok faydalı bilgiler içeren Küçük Bilge Kanatlar isimli söyleşiyi zevkle dinleyeceğiz. Hoş geldin Sevinç. İyi ki geldin.
Sevinç: Teşekkürler.
Tolga: Hem sanatçı hem eğitimci bir Türk, Avustralyalı'sın. Biraz kendinden bahseder misin? Nerede doğdun? Ne zaman Avustralya'ya geldin?
Sevinç: Tabii ki. Ben Malatya doğumluyum ama Ankara'da büyüdüm. Eşimle 1997 yılında evlendik ve yurt dışında yaşamayı hiç düşünmediğim halde önce Amerika'ya gittik eşimin master ve doktora eğitimi için ve sonra da 2008 yılında eşimin skilled visa hakkıyla Avustralya'ya geldik. Bir kızımız var ve şu an üniversitede psikoloji bölümünde okuyor.
Tolga: Harika. Peki senin eğitimlerin neler? Türkiye'de ve Avustralya'da farklı alanlarda eğitimler aldın değil mi?
Sevinç: Evet, Türkiye'de Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü'nü bitirmiştim. Avustralya'ya geldiğimizde İngilizcem çok iyi değildi ve aksanlarını anlamıyordum. TAFE'e başladım. Önce İngilizce kurslarını bitirdim. Sonra dizayn printing kurslarına devam ettim. 2016 yılında mezuniyet projesinden aldığım bir ödül ile Edith Cohen Üniversitesinin sanat bölümünden mezun oldum. Bachelor of Contemporary Arts. Aklımda hep sanat okulu vardı zaten. Daha sonra 2017 yılında Western Avustralya Üniversitesi'nin Master Öğretmenlik Bölümü'ne başvurdum. Kabul aldım ve bu eğitime başladım ve şu an son bir sınavım kaldı, inşallah onu da geçersem liselerde ya da ilkokullarda sanat öğretmeni olarak işlere başvurabileceğim.
Tolga: Peki Sevinç, "Aklımda hep sanat vardı" dedin. Sanat eğitimini ilk gönüllü faaliyetlerinde engelli bireylere ulaşmak için kullandığından bahsetmiştin. Biraz bilgi verebilir misin? Nerede, kimlere bu servisleri verdin?
Sevinç: Evet, tabii ki öncelikle. Edith Cohen Üniversitesi'nde sanat eğitimini alırken gönüllü işler yaptım. İlki bir bakım evinde insanlara art aktiviteleri, art faaliyetleri düzenledim. Bu faaliyetler Community Center gibi özel olan bir evde veriliyordu sosyal hayattan kopmamaları için bu insanların. Bazılarının alzheimer rahatsızlığı vardı, kimisinin ileri derecede romatizmadan kaynaklanan belirtileri de vardı. İlk gün hazırlanıp gitmiştim ama tahmin ettiğim gibi olmadı. Özel durumlarından dolayı kimi kalemi ya da pastel boyayı tutamıyordu. Biri de çok hastaydı ve kağıt kalem bile görmek istemiyordu. Sonraki aktiviteleri onların özel durumlarına göre planladım ve birkaç hafta sonra birçok güzel resimler ve kartpostallar yaptık. Bunlar daha sonra sergilendi ve birden fazla ödül almışlardı. İkincisi ise Dada organizasyonu var Perth'te. Verdiği sanat etkinliklerinde engelli çocuklara yardım ettim. Bu organizasyon bazı community center'ları kiralayarak çocuklara hafta sonları bu hizmeti veriyordu. Bir psikolog, speech terapistler ve bir de artistler birlikte çalışıyorlar ve her yaştan çocuklara sanat faaliyetleri aracılığıyla sosyalleşmeleri için bir ortam yaratılıyordu. Bazı çocuklar yardım almadan çalışırken bazıları support worker'larıyla geliyordu çünkü onların ihtiyacı var desteğe. Bu özel çocuklarla çalışmam burada olmuştu ve bu tecrübenin ileride öğretmenlik okulunda okurken yapmak zorunda olduğum pratiklerin de çok faydasını gördüm. Bir diğeri de Lupus. Western Avustralya'da ofis elemanı olarak gönüllü çalıştım. Aylık support grup toplantıları düzenledim ve Question Answer konferanslarında aktif görev aldım. Ayrıca Lupus Awareness ayı içinde iki logo dizaynı yapmıştım. Lupus rahatsızlığı romatizma genel adı altında bir immün sistem rahatsızlığıdır ve Amerika'da disability olarak kabul ediliyor. Benim çalıştığım zamanda çok aktif olan lupus WA daha sonraki yıllarda daha büyük organizasyon olan arthrithis osteoporosis WA kanatları altına girdi ve şimdi onlarla birlikte devam ediyorlar.
Tolga: Gerçekten çok etkileyici Sevinç. Peki şu an nerede çalışıyorsun? Biraz bilgi verebilir misin? Neler yapıyorsun şu an?
Sevinç: Evet tabi ki. Şu an. Western Avustralya'nın eğitim müdürlüğüne bağlı devlet okullarında özel eğitim asistanı olarak çalışıyorum. Bazı okulların özellikle lise seviyesindekilerin kendi yapılarının içinde eğitim destek bölümü de bulunuyor ve burada engelli en az öğrenciden engeli en ağır öğrenciye kadar eğitim veriliyor. Her öğrencinin kendi durumuna göre düzenlenmiş Individual Education planı yani kişiye özel eğitim planı her sömestr başında hazırlanır. Bu mainstream yani normal eğitim düzenine girmiş çocuklara da hazırlanır. Plan, öğrencinin akademik kabiliyetlerini geliştirmelerine yardım ettiği gibi, onların sosyal ve yeteneklerinin de gelişmesinde etkili olur. Ben de bu plan çerçevesinde öğretmenin hazırladığı ders programlarında ve faaliyetlerde öğretmenlere yardım ediyorum. Bazen gruplarla ya da sadece bir öğrenciyle de çalışabiliyorum.
Tolga: Evet, işte tam burada biz de Speak My Language'in key principle'larını seninle beraber görebileceğimiz kısma geldik. Sevinç, sanatçı kişiliğin ile eğitimci yanını nasıl harmanladın? Sanatın engelli insanlara ulaşmak için etken bir araç olduğunu nasıl fark ettin? Nasıl hayatlarında bir değişiklik oluyordu?
Sevinç: Evet, engelli insanlar, hareket kabiliyetleri kısıtlı olduğu için ya da otizm gibi iletişim kurmakta zorlandıkları için çok strese girerler. Kendilerini yeterli şekilde ifade edemedikleri için strese girerler. Sanat bu eksikliği giderme konusunda etkili bir araçtır. Gönüllü katıldığım sanat etkinliklerinde resim, seramik ve el işleri yapılırdı ve bu etkinlikler onların daha iyi konsantre olmalarına, daha rahat davranmalarına, kolay iletişim kurmalarına ve sosyalleşmelerine faydalı oluyordu.
Tolga: Peki sanat ile becerilerinin arttırılması nasıl oluyor?engelli bireylerin bilgi ve 
Sevinç: Bir şeyi başarabiliyor olmak herkes için çok önemlidir. Sanatı herkesin yapabileceği şekilde sunarsanız insanların üzerinde olumlu etkilerini daha iyi görebilirsiniz. Bir resmi yapabildiğini görmek insanın kendine olan güvenini arttırır. Engelli bir insan bunu daha fazla yaşar. "Yapabilir miyim" sorusunu daha fazla sorar kendine. Eğer sanatla bu seçeneği onlara sunarsanız gerçekten iyi bir iş yapmışsınızdır.
Tolga: Doğru sanat ile iç içe geçmiş bir müfredatın engelli çocuklara ulaşmada nasıl yararlılık gösterdiği ile ilgili birkaç kelime alabilir miyim?
Sevinç: Tabii, bir öğretmen muhakkak ders planını sınıfındaki çocukların farklılıklarına göre hazırlamak zorundadır. Bu onları eğitime dahil etmek için ve çocukların kendilerini sınıftan bir birey gibi hissedebilmeleri için en iyi yöntemdir. Örneğin sanatla geometri öğretebilirsiniz. Fiziksel tasarımlarla çocukların geometri kullanarak üç boyutlu eserler yapmasını sağlayabilirsiniz. Eğer sınıfınızda bir disleksik öğrenciniz varsa onun fiziksel tasarımlarda yetenekli olabileceğini, olabileceğini bilirsiniz. Matematik ya da fen bilimlerinde çocuklara öğretmenler sanatla alternatif etkinlik vererek onların yaratıcı düşünme yeteneklerini ve çalışmalarına olanak verirler. Örneğin geri dönüşüm malzemeleriyle heykel yapmak gibi.
Tolga: Doğru, sanatı kullanarak hem zihinsel hem bedensel bir gelişimden bahsediyoruz sanırım değil mi? 
Sevinç: Evet. Kesinlikle. Sanat daha çok çocukların problem çözebilme yeteneğini geliştiren bir şeydir. Karakalem ya da heykel çalışmaları çocukların kas gelişimine yardım eder. Ayrıca çizim çalışmalarının çocukların beyinsel gelişiminde çok etkisi olduğu ispatlanmıştır. Engelli bir çocuğun derste verdiğiniz görevleri tamamlayabilmesi için konsantre olmasını sağlamanız lazım ve sanatı kullanırsanız çocuğun katılımını sağlarsınız. Diğer öğrencilerle birlikte aynı görevi yapabildiği için de kendine olan güveni artar ve daha mutlu ve katılımcı olur.
Tolga: Çok doğru söylüyorsun. Sevinç, Eğitim alanında daha kapsayıcı olmakla ilgili fikirlerin, gözlemlerin neler?
Sevinç: Şöyle ki. Engelli çocuklar aslında eğitim sisteminin içinde ve okullar gerçekten bu iş için gerekeni yapmaya çalışıyorlar. Benim çalıştığım okullarda özellikle engelli çocuklar için inşa edilmiş özel bölümler var, onların daha kolay bir şekilde eğitim almaları ve güvenli bir biçimde hareket edebilmeleri için dizayn edilmiş. Ayrıca bu bölüm normal lise içerisinde olduğu için de engelli çocukların diğer çocuklara karışmalarına izin veriliyor. Bence bu çok önemli. Bu özel çocukların da diğer öğrenciler ile aynı ortamda olması ile birlikte zaten önemli bir yol kat edilmiş oluyor.
Tolga: Doğru söylüyorsun. Peki Sevinç bugün eğitim sisteminde engelli çocuklar için yeteri kadar kapsayıcı ve erişilebilir bir bakış açısı var mı sence?
Sevinç: Evet, bence eğitim sistemi engelli çocukların sisteme dahil olmasını sağlıyor. Ancak öyle olan çocuğun engelinin, çocuk büyümeden tanımlanabilmesi gerekir. Bazen bir çocuğun devlet sisteminde bir psikoloğa ulaşıp teşhis koyulması yılları buluyor ve özel giderseniz de aileler maddi zorluklarla karşılaşabiliyor. Çok pahalı tabii ki, ailelerin buna hazırlıklı olması gerekir.
Tolga: Doğru. Peki bir eğitmen olarak engelli bir çocuğun kendini okula ait hissetmesi için nasıl bir yöntem izlenmeli sence?
Sevinç: Şöyle ki, engelli bir çocuğun kendini okula ait hissetmesi için okulun onların ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde dizayn edilmiş olması ve yardımcı teknolojilerin halihazırda kullanılıyor olması gerekir. Eğer normal çocuklarla aynı ortamı paylaşıyorlar ise ki bu çok olası bir şeydir, tüm öğrencilere, çalışanlara ve velilere engelli olma konusunda farkındalık kazandırılması gerekir. Bu çok önemli.
Tolga: Doğru söylüyorsun. Sen de bu alanda yine farklı kültür ve dilden gelen bir çalışan olarak biliyorsundur ki engelli bireylere bakış açısı kültürden kültüre fark gösterse de yine de genelde tüm toplumlarda bir ön yargı oluyor. Bu konuda gözlemlerin oluyor mu?
Sevinç: Türkiye'de hala engelli bireylerin birçok zorluklar yaşadığını biliyoruz. Avustralya'da engelli bilinci ya da farkındalığı belirgin ve sisteme girmiş. Engelli insanların normal hayata, eğitime dahil olmaları, sosyalleşmeleri, kültürel etkinliklere katılabilmeleri daha kolaylaştırılmış. Benim bir tecrübem olmadı, ön yargıyı bire bir yaşamadım. Ancak engelli insanların iş bulmadaki zorluklarını biliyorum ve ayrıca her engelli çocuk teknolojik donanımlı ve özel dizayn edilmiş okullara erişemeyebiliyor ve bazı ailelerin çocuklarına ADHD teşhisi konulduğu halde kabul etmeyip okula herhangi bir tedavi uygulamadan gönderdiklerini duydum. Bu hem okul için hem de o çocuk için gerçekten gerçekten çok zor bir durum.
Tolga: Doğru söylüyorsun Sevinç. Sevinç, biliyorsun Speak My Language programı Avustralya'nın her yerinden dinleyicilere ulaşıyor. Bu bağlamda buradan dinleyicilerimize önerin nedir? Nereden en yakın bu tarz desteklere ulaşabilirler?
Sevinç: Evet, eğitim sisteminin içinden biri olarak velilere söyleyeceğim: Eğer çocuklarında öğrenme ile ilgili endişeleri bulunuyorsa ki çocuğunuzun öğretmenlerinin size bunu bildirmiş olması gerekir, çocuk büyümeden problemin teşhisinin konulması ve buna göre çocuğunuz için atılacak adımların belirlenmesi gerekir. Okullar en iyi donanımlı kurumlar. Çocuğunuzun özel yeteneklerini de burada fark edeceksiniz. Ona özel ders programları yapılacak. Öğretmenler, psikologlar, sağlık uzmanları ile birlikte çalışacaksınız. Ama dediğim gibi bazı zorluklarla karşılaşacaksınız. Bunlara da hazırlıklı olalım. Ayrıca özel kuruluşlar da var engelli çocuklar için programları olan, devlet yardımıyla hizmet veren. Çalışanların çoğu gönüllü insanlar. Bunlara ulaşabilirler. Bu kurumlar çocukların sosyal ve duygusal gelişimini arttırıcı etkinlikler yapıyorlar. Sanat etkinlikleri de bunun içinde. Sanat ile muhakkak tanıştırın çocuklarınızı. Yararını muhakkak göreceksiniz.
Tolga: Bugün bize ayrılan zamanın sonuna geldik. Sevince bize konuk olduğu ve bu güzel söyleşiyi bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz. Bu söyleşiden hepimiz kendi adımıza bir şeyler çıkarabiliriz. Sanat, genç ya da yaşlı, engelli ya da değil, hepimiz için ruhumuza dokunan sihirli bir araç. Toplumumuzda özellikle engelli çocuklar için daha kapsayıcı ve erişilebilir bir eğitim ortamı standartlarına ulaşmak yine sanat ile mümkün görünüyor. Bunun için yeni fikirlere açık olmalı ve sanatı eğitim müfredatının bir parçası haline getirmeliyiz. Sevinç son olarak dinleyicilerimize söylemek istediğim bir şey var mı?
Sevinç: Evet. Şöyle ki. Avustralya'da engelli öğrenciler için her türlü imkan var. Ancak daha önce de dediğim gibi hizmetlere ulaşmakta bazı sıkıntılar yaşanabilmektedir. Anne babaların yılmadan çocuklarına yardım etmek için her kapıyı çalmaları gerekmekte ve bu çocuklarımızın topluma kendine güvenen bireyler olarak kazandırılmasında sanatın önemini de tekrar vurgulamak istiyorum. Teşekkürler.
Tolga: Çok teşekkürler Sevinç. Dinleyicilerimize de buradan teşekkür ediyoruz. Kaydımızdan memnun kaldıysanız lütfen daha fazlasını bulabileceğiniz web sitemiz speakmylanguage.com.au'yu ziyaret edebilir ve lütfen başkalarına da Speak My Language programından bahsedebilirsiniz. Ayrıca bizi Facebook, Twitter, Instagram veya LinkedIn'de de arayabilir ve bu programı Avustralya genelinde ve belki de dünya çapında konuşmaya devam etmemize yardımcı olabilirsiniz. Multicultural Communities Council of South Australia Speak My Language Programını South Australia'da sunmakla gurur duyuyor. Department of Social Services tarafından finanse edilen Speak My Language Programı Avustralya'daki tüm Ethnic and Multicultural Communities’ Councils ve Multicultural Councils'ler arasında bir ortaklık aracılığı ile Avustralya'da hizmet vermektedir. Ulusal yayın ortaklarımız SBS ve NEMBC'dir.
 

Interview by
Tolga Okar

Aslen İstanbullu olan Tolga, isi icabıyla dünyanın birçok yerinde ‘expat’ olarak yasamış ve çalışmıştır. Farklı ülkeler ve toplumlarda kazandığı bu çok kültürlü yasam deneyimleri ona benzersiz bir... Go to page where you can read more about Tolga Okar