Choose the page language

Köyündeki şartlar nedeniyle çok küçük yaşlarda tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan hikayecimiz, ailesiyle beraber 5 yaşında Avustralya’ya göç etmiş, kendi tabiri ile Türk Ozi, hayırsever bir terzidir. Engeline rağmen bu yeni ülkede kendine koyduğu hedeflere ulaşmak için biryandan finansal zorluklarla bas ederken diğer yandan kendini biçki dikiş sanatında yetiştirmiş, asla pes etmeden şehrin önde gelen terzilerinden biri olarak un salmıştır. Hikâye anlatıcımız, gençlere geleneksel el isleme tekniklerini öğretirken, adeta ülke çapında folklorik kostümler konusunda danışmanlık veren tek adres olmayı basarmış bir moda evi sahibi ve başarılı bir iş insanıdır. Dahası, hikaye anlatıcımız, göçmenlere ve mültecilere dikiş dikerek yardım eden bir hayırsever olarak.

About the storyteller

The storyteller has chosen to use a pretend name.

Köyündeki şartlar nedeniyle çok küçük yaşlarda tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan hikayecimiz, ailesiyle beraber 5 yaşında Avustralya’ya göç etmiş, kendi tabiri ile Türk Ozi olmaktan gurur duyan, hayırsever bir terzidir. Kendi isini kurmus, unlu bir modaevi sahibi, basarili bir is insani olan hikaye anlaticimiz, ayni zamanda göçmenlere ve mültecilere dikiş dikerek yardım eden bir hayırsever olarak, engelli bir göçmenin hayatta neler yapabileceği ve iyi yaşamanın ve başarının önündeki engelleri nasıl asabileceği konusunda çok güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Transcript Available

Tolga: Merhaba. Kültürel açıdan farklı topluluklardan insanların engelli olarak iyi yaşamaktan bahsettikleri Speak My Language programına hoş geldiniz. Ben Tolga Okay. Multicultural Communities Council of South Australia için çalışıyorum. Söyleşilerimizde kültürel açıdan farklı topluluklardan engelli insanların nerede olurlarsa olsunlar iyi yaşamak için kişisel becerilerini ve toplum kaynaklarından nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Bu engelli kişiler ve diğerleri aracılığı ile erişilebilir yerler, aktiviteler ve ilgili fırsatlar hakkında bizimle paylaşabilecekleri gerçek hikayeleri, ipuçlarını ve fikirleri paylaşıyoruz. Bugünkü konuğum Fatma. Kendisinin gerçek ismi bu değil ama Bizimle El Ele isimli kendi gerçek hikayesini paylaşmaktan mutluluk duyacak. Hoş geldin Fatma. İyi ki geldin.
Fatma: Merhaba, hoş bulduk, teşekkür ederim.
Tolga: Fatma bize biraz kendinden bahseder misin? Nerede doğdun, Ne zaman Avustralya'ya geldiniz?
Fatma: Tabii, ben Türkiye'de doğmuşum. Babam anlatırdı. Doğu Anadolu'da kışları karlar basan en yakın ilçeye yedi sekiz saat uzakta, ufak bir köyde doğmuşum. Tabii o zaman şartlar çok zor. Çiftçilik, hayvancılık gibi işlerle uğraşıyormuş ailem. Ama iş olmayınca babam gurbete yazılmış. Ben beş yaşındayken Avustralya'ya gelmişiz ailecek. 
Tolga: Başka kardeşlerin var mı Fatma?
Fatma: Var. Biz aslında çok büyük bir aileyiz. Dört kız kardeşim daha var. Aramızda ikişer yaş var, en ufakları da benim. Hepsi benim gibi iyi dikiş diker. Nenem anneme öğretmiş. El mahareti annemden de bize geçmiş.
Tolga: Aileden diyorsun yani bu el becerisi.
Fatma: Tabii tabii bizde hep dikiş nakış olurdu. Evde tabii onca kadın.
Tolga: Ahaha doğru söylüyorsun. Tekrar dikiş konusuna geleceğiz. Peki Fatma çok ufaktın ama yolculuğunuzu hatırlıyor musun? Ya da buraya geldiğinizde sende iz bırakan bir olay oldu mu? Hatırlıyor musun bir şeyler?
Fatma: Ya çok hatırlamıyorum Türkiye'yi ya da buraya yolculuğumuzu. Tabi çok ufaktım ama bacaklarım da tutmadığı için Avustralya'ya geldikten sonra bana ufak bir tekerlekli sandalye gelmişti, hatırlıyorum. Ay, dünyalar benim olmuştu. Hatta annem oyuncak sanmıştı. Yahu düşünün o kadar küçüktü.
Tolga: Çok güzel. Peki nereden geldi bu sandalye? Kim göndermiş?
Fatma: Bildiğim kadarıyla annem babam tüm gün vardiyalı çalıştığı için bizi fabrikanın day care'ine bırakıyorlardı. Oradaki yetkililer devletten ön ayak olmuşlar. O sayede gelmiş sandalye.
Tolga: Anladım. Fatma bu arada okul hayatın nasıl başladı? Burada zorluklar falan yaşadın mı?
Fatma: Belki 3 ay gittik ama sonra hemen ilkokula başladık tabi. Sıra sıra ablalarım ve ben hiç İngilizce yok. Hepimiz farklıyız. O zaman fazla göçmen de yokmuş buralarda. Ben de sandalyede ama çok yaramazmışım. Tabi dikkati çekiyordum. Sağ olsun öğretmenimiz bize çok yardımcı oldu. Başta bütün gün resim çiziyordu, hamur oynuyorduk. Gerçi zaten çocuğuz ama hepimiz de cin gibiyiz maşallah. Öğrendik. Okulda, bahçede, mahallede, orada. İngilizceyi valla yaşaya yaşaya söktük. Çok zorlanmadım ilk başlarda ama sonraki yıllarda tabi biraz sıkıntılar yaşadık.
Tolga: Harika. Peki dikiş nakışa merak nereden? Fatma? Hep vardı sanırım değil mi hayatınızda?
Fatma: Evet ya dediğim gibi evde çok kadın var. Biz de hiç dışarıdan alınmaz, hepimiz hep diker öyle girerdik. Annem asıl ustamızdır. O çok iyi biçki dikiş eder. Köyde çok meşhurmuş. Hatta nenem annemi bu sanatından dolayı aldım seni oğluma derdi.
Tolga: Hahaha ciddi misin ya?
Fatma: Valla nenem nurlar içinde yatsın, çok ağlamış. Biz gelince buralara. Biz bir daha göremedik rahmetliyi. Eskiden bu kadar sık gidemezdik tabi. Eh, durumumuz da yoktu ilk yıllar, çoluk çocuk nasıl gideriz? Dünya yol. Neyse annem de iyi dikerdi, o da bize öğretti işte. Tüm kardeşlerimle dikiyoruz. Hatta burada mahallede herkes evimizi bilirdi. Bir de bana asıl sanatı öğretti. Yani eski iş nakış, gelinlik, çeyizlik, kınalık, esvap, etek, yorgan ne gelirse aklına hepsini dikerdik, işlerdik.
Tolga: Peki Fatma, eğitimden bahsediyordum da okul ne kadar sürdü? Kaça kadar okudun? Terziliğe bir meslek olarak nasıl yöneldin? Asıl onu merak ediyorum.
Fatma: Valla ailem sağ olsun liseyi bitirdik çok şükür ama sıra sıra evlendik burada ufak yaşta. Zaten evde dediğim gibi nakışımızı, dikişimizi kendimiz yapıyorduk. O arada burada camimizde de hanımlar arasında toplantılarımız sırasında terzi bir hanımın yanına gidip geliyordum. Hani böyle çırak gibi. Sağ olsun çok yardım etti. O da sağa sola iş yapıyordu. Benim işlerimi de çok beğenmişler, sorar olmuş herkes, Avustralyalı hanımlar vesaire. Hani çok düzgün işçiliği var. Sonra yine onun vasıtasıyla burada yerel belediyede açılan bir kursta işte dikiş nakış sertifika aldım. O derece başarılı olmuştum ki aslında bir senelik kursu ben 5 aydan az sürede bitirdim. Zaten o belgeyi alınca da kendi iş yerimi de açabiliyorum. Kardeşlerim de sağ olsunlar çok destek oldular. Hep beraber ilk ufak yerimizi de bu şekilde açtık. Baksana ohoo 25 sene olacak neredeyse.
Tolga: Harika. Fatma, iyi iş yapıyor muydunuz? Kimlerdi müşterileriniz? Avustralyalılar da var mıydı?
Fatma: Ben çok iyi etek, gömlek, takım dikerim. O zamanlar burada hanımlar iş hayatında tabii aktif çalışmaya başlamıştı yeni yeni. İşte o bayağı iş getirdi bize. Diktiğimiz takımları gören hanımlar geliyordu. Kardeşlerimle neredeyse gece gündüz çalışıyorduk hiç durmadan.
Tolga: Fatma bir şey soracağım. Senin engelli olman ya da göçmen olman bir sorun teşkil etti mi?
Fatma: Ya engelli olmam beni hiç etkilemedi biliyor musun? Oturduğum yerden dikişimi dikebiliyordum. Daha da beni kamçıladı aslında diyebilirim. Avustralya'da herkes göçmen tabii ama yine de bazen kalitemizi sorgulayanlar ya da ucuz mal yapmamız gerekirmiş gibi davrananlar falan oluyordu. Ama el işi göz nuruna kıymet veren, anlayan çok, sağ olsun, işimize bakan farkımızı görüyor açıkçası.
Tolga: Harika. Peki Fatma. Geleneksel nakışlar ile süslenmiş gelinlikler, kına, nişan, gece elbiseleri, folklorik kıyafetler dikiyorsunuz ve hatta özgün tasarımların da var. Modelin gerçekten çok ünlü. Peki bu noktaya kadar nasıl geldin?
Fatma: Bu konuda büyümemize neden yine kendi toplumumuz oldu diyebilirim. Zaten geleneksel nakışı anneciğimden öğrenmiştik. Burada düğünlerimiz oluyor. Bir eksiklik vardı. Her şey Türkiye'den gelemiyordu tabi o zamanlar. Biz de dedik ki ya biz yaparız bu işi. Birdi, ikiydi, komşuya ahbaba derken baktık rağbet görüyoruz. O yüzden bu işe yöneldik daha çok. Zaten hazır giyim ile başa çıkamayız. Bizim işimiz el işçiliği. Kalıp gibi dikiş dikeriz ama üzerine göz nuru da işi de eklersen işte o zaman değer veren alır, alıyor da.
Tolga: Doğru söylüyorsun. Peki Fatma biliyorum, pek konuşmak istemesen de ihtiyaç sahibi göçmenlere birçok yardımların var. Biraz bilgi verebilir misin?
Fatma: İşte dediğin gibi biz de fakir fukara geldik. Bilmediğimiz bir ülkede çabaladık. Herkes bizim gibi şanslı değil. Bizim az biraz sanatımız vardı çok şükür. Burada yanıma göçmen çocukları aldım. Ufak bir atölyemiz var. Sadece eğitim veriyoruz. Hem geleneksel nakış sanatımız elden ele geçiyor hem de çocuklar az biraz para kazanıyor. Diktiklerini göçmenler yararına satışa çıkarıyoruz. Bir de ayrıca üst baş diker yollarız. Sivil toplum kuruluşları var, hepsi bizimle bağlantılı. Bu arada Avustralyalılar da tabii bayılıyor bizim işlere.
Tolga: Fatma gerçekten çok yararlı işler yapıyorsunuz. Peki boş vakitlerinde neler yapıyorsun?
Fatma: Hiç boş vaktim oluyor mu diye sorsana? Çok teşekkür ederim. Valla çalışana vakit az bile geliyor. Ben hep dikiş nakış yaparım ve gençlere öğretmeye çalışırım. Zamanımın çoğu atölyemde geçiyor. Geçen ay çok güzel Türk folklor ekibine ful takım kıyafet diktim, yolladım. Helali hoş olsun. Tüm atölyemizde nakışları işledik. Çok güzel oldu inanır mısın?
Tolga: Harikasın Fatma. Seninle sohbet etmek çok büyük bir mutluluk oldu. Çok teşekkür ederim. Bugün bize ayrılan zamanın sonuna geldik. Fatma'ya bize konuk olduğu ve hikayesini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz. Bu güzel hikayeden alınacak o kadar çok ders var ki. Fatma geldiği bu yeni ülkede engeline rağmen yılmadan çalışmış. El becerisini eğitim ile birleştirerek kendi işini kurmuş. Fatma bugün ünlü bir moda evi sahibi. Başarılı bir iş insanı olmasının yanı sıra aynı zamanda göçmenlere ve mültecilere dikiş dikerek yardım eden bir hayırsever. Engelli bir göçmenin hayatta neler yapabileceği konusunda çok güzel bir örnek teşkil etmekte. Ya sen Fatma, son olarak dinleyicilerimize söylemek istediğin bir şeyler var mı?
Fatma: Valla hayatınıza yön vermek sizin elinizde. Korkmayın, her şey size bağlı. Yeni şeyler deneyin, yeni ortamlara girin.
Tolga: Kaydımızdan memnun kaldıysanız lütfen daha fazlasını bulabileceğiniz web sitemiz speakmylanguage.com.au'yu ziyaret edebilir ve lütfen başkalarına da Speak My Language programından bahsedebilirsiniz. Ayrıca bizi Facebook, Twitter, Instagram veya LinkedIn'den de arayabilir ve bu programı Avustralya genelinde ve belki de dünya çapında konuşmaya devam etmemize yardımcı olabilirsiniz. Multicultural Communities Council of South Australia Speak My Language Programını South Australia'da sunmakla gurur duyuyor. Department of Social Services tarafından finanse edilen Speak My Language programı, Avustralya'daki tüm Ethnic and Multicultural Communities’ Councils ve Multicultural Councils'ler arasında bir ortaklık aracılığı ile Avustralya'da hizmet vermektedir. Ulusal yayın ortaklarımız SBS ve NEMBC'dir.
 

This is a stock image
Interview by
Tolga Okar

Aslen İstanbullu olan Tolga, isi icabıyla dünyanın birçok yerinde ‘expat’ olarak yasamış ve çalışmıştır. Farklı ülkeler ve toplumlarda kazandığı bu çok kültürlü yasam deneyimleri ona benzersiz bir... Go to page where you can read more about Tolga Okar