Choose the page language

Konugum Order of Australia Madalyasi sahibi, basarili bir paralimpik atlet olmanin yanisira Victoria’da bir engelli hizmet ve destek kuruluşunda yöneticilik yapan Nazim Erdem. Bu soyleside Nazim, Practice Leader olarak gorev yaptigi Australian Quadriplegic Association da (AQA) engellilerinin toplum icersinde aktif bir sekilde yer alip, bagimsiz hareket edebilmelerine yardimci olan mevcut servislerden ve bireylerin bunlardan nasil yararlanabilecekleri ile ilgili herkese cok yararli olabilecel bilgiler paylasmaktir.

About the guest speaker

Tekerlekli bir Paralimpik olan Nazim Erdem (Naz), Turkiyede dogmus cok kucuk  yaslardan sonra ailesiyle birlikte Avustralya'ya göç etmistir.  20 yaşında, sığ bir suya atladigi icin kuadriplegik (dört uzvun da felc olmasi)  olmustir. Nazim Erdem su an Avustralya Quadriplegic Association'da (AQA) Practice Leader olarak çalışıyor ve  yaralanmalar, hastalıklar ve diğer olaylar nedeniyle hayatları etkilenen insanlara, yaşamın her alanına katılmaları ve katkıda bulunmaları için destek saglamaktadir.  Nazim, gecirdigi kazadan sonra omurilik yaralanması rehabilitasyonu sirasinda tanistigi bu kuruma birkaç yıl sonra, 1997'de calisan olarak katılmistir. 

Transcript Available

Tolga: Merhaba. Kültürel açıdan farklı topluluklardan insanların engelli olarak iyi yaşamaktan bahsettikleri Speak My Language programına hoş geldiniz. Ben Tolga Okay. Multicultural Communities Council of South Australia için çalışıyorum. Söyleşilerimizde kültürel açıdan farklı topluluklardan engelli insanların nerede olurlarsa olsunlar iyi yaşamak için kişisel becerilerini ve toplum kaynaklarından nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Bu engelli kişiler ve diğerleri aracılığı ile erişilebilir yerler, aktiviteler ve ilgili fırsatlar hakkında bizimle paylaşabilecekleri gerçek hikayeleri, ipuçlarını ve fikirleri paylaşıyoruz. Bugünkü konuğum Order of Australia madalyası sahibi başarılı bir paralimpik atlet olmanın yanı sıra Viktorya da bir engelli hizmet ve destek kuruluşunda yöneticilik yapan Nazım Erdem. Nazım bize Practice Leader olarak görev yaptığı Australian Quadraplegic Association da engellilerin toplum içerisinde aktif bir şekilde yer alıp bağımsız hareket edebilmelerine yardımcı olan mevcut servislerden ve bireylerin bunlardan nasıl yararlanabilecekleri ile ilgili herkese çok yararlı olabilecek Hayat Bizim isimli söyleşiyi paylaşacak. Hoş geldin Nazım.
Nazım: Hoş bulduk Tolga.
Tolga: Nazım bize önce çalıştığın kurum olan Australian Quadraplegic Association yani AQA nedir? Biraz bilgi verebilir misin?
Nazım: AQA Victoria 1987'den beri olgun toplum olarak kurulmuş. Öyle. Sakat ya da özürlü insanlara yardım olarak kuruldu. Biz herkese kimde fiziksel problem varsa onlara bilgi veriyoruz, yardım ediyoruz, hayatlarını geliştirmek için.
Tolga: Anladım. Nazım esas ben kelime olarak Quadraplegic ne demek onu merak ediyorum. Bunu biraz açabilir misin?
Nazım: Şimdi iki tane cümle var: Quadraplegic diyorlar, bir de Paraplegic diyorlar. Şimdi Quadraplegic: ben 1990'da kaza geçirdim. Boynum kırıldı. Boyun kırıldıktan sonra sinirler kollara ve bacaklara gidiyor. Boynunu kırdıktan sonra o sinirler kopuyor. Sonra kollarında ve bacaklarında zayıflama oluyor. Şimdi Paraplegic olunca onun farkı belini kırdıktan sonra Paraplegic oluyor. Paraplegic demek ki sinirler sadece bacaklara gidiyor. Yani kollar iyi, kollarda problem olmuyor.
Tolga: Evet. Yani senin durumun da o zaman Quadraplegic olarak adlandırılıyor herhalde değil mi? 
Nazım: Evet.
Tolga: Peki kendin çalıştığın bu kurumla tanışman sanırım yine kazadan sonra gerçekleşti değil mi? Sen de birebir bu kurumda bir Rehabilitation zamanı geçirdin ve bazı şeyler yaşadın, servisler aldın. Bunlardan biraz bahsedebilir misin? İlk tanışman nasıl oldu? Neler hissediyordun? Neler yapıyordunuz?
Nazım: Tabii. Ben 1990'da kaza geçirdim. Denize atladım, boynum kırıldı, başım toprağa vurdu. Ondan sonra 10 ay hastanede kaldım. Hastanede Rehabilitation gördüm. Oradayken tabii kollarımı, bir de bacaklarımı hiç hareket edemiyordum. Yavaş yavaş hareket etmeye, iyileşmeye başlıyordu. Ama tabii yine özürlüydüm. Oradayken Rehabilitation'dayken iki kişi geldi. Yani öyle öyle ziyarete. Ben onlara baktım, gördüm. Onlar da wheelchair'deydi, yani tekerlekli sandalyede ve çok mutlulardı. Gülüyorlardı. Herkesle konuşuyordu. Ben de bayağı ilgilendim. Sonradan öğrendim. Bunlar ya birkaç sene önce kaza geçirmişler ama çok mutluydular. Ben onu gördükten sonra anladım ve düşünmeye başladım. Benim hayatım daha iyi olabilir. Bak bunlar gülüyorlar. Yavaş yavaş onlardan daha fazla şeyler öğrendim. Çalışıyorlardı. Aileleri vardı, geziyorlardı. Benim için çok iyiydi bunu görmek. Ondan sonra işte öğrendim ki bunlar AQA'da çalışıyorlar.
Tolga: Peki, ondan sonra bu arkadaşlarla kontak kurdun ve onlar seni AQA ile tanıştırdı. Neler yaşadın burada? Nasıl hizmetler aldın? Hangi servisleri aldın?
Nazım: Tolga dediğim gibi 10 ay Rehabilitation'daydım. Bunlar her hafta geliyorlardı. Hastalarla, öyle kaza geçirenlere konuşmak ve moral vermek için. Sonra onlara, hayatlarının nasıl olduğunu sorabiliyordum. Anlattılar. Spor oynayabilirsin, gezebilirsin, iş yapabilirsin, ailen olabilir. Her şeyi anlattılar. Bayağı mutlu olmaya başladım ondan sonra. Her hafta onlarla konuşmaya başlayınca daha fazla öğreniyordum. Böyle hayatın iyi olacağını görüyordum. Çok iyiydi. Mind Washing olarak bana çok yardım etti. Ondan sonra bana "İstersen iş bulabilirsin. Okula dönebilirsin." dediler. Çok iyi oldu benim için.
Tolga: Evet, ondan sonra sanırım AQA'da bir Volunteer olarak bir zaman geçirdin, değil mi? Çünkü çok hoşlandığın bir yer oldu senin için. Rehabilitation'dan sonra bir gönüllü olarak orada çalışmak istedin ve bu şekilde esas sen ofis ortamında çalışmaya başladın değil mi?
Nazım: Öyle Tolga yani Allah'a şükür ben Rehabilitation'dan sonra bayağı iyileştim. Yine Wheelchair kullanıyordum ama kendime bakabiliyordum. Rehabilitation'dan çıktıktan sonra onlarla konuşmaya başladım. Dedim bak ben okulu sevmiyorum ama kendimi denemek için kurs bulmak istiyorum. Sonra onlar bana uygun bir kurs buldular University'de. Çok iyi bir şeydi. Yani okulu hiç sevmiyordum. Üç buçuk sene gittim okula. Arkadaşlarım, annem, babam hep şaşırdılar. Okulu sevmeyen çocuk okula gidiyor diye. Çok şey öğrendim. Computer programı olarak diploma aldım. Ondan sonra yine boş zamanımda onları yine aradım. Dedim "bak boş zamanım var. Size yardımcı olabilir miyim?" Onlar da "tabii" dediler. Sonra başladım. Volunteer konularını yapmak için computer'lar var, yardım ettiğim programlar var. Sonra gazeteleri var. Yazı yazmaya başladım gazete için. Orada başladı.
Tolga: Ve burada çalışmaya Volunteer olarak başladın. Daha sonra full time çalışmaya başladın. Peki şu anda Practice Leader olarak görev yapıyorsun? Nazım, Practice Leader nedir, ne yapar? Buradaki rolünü, görevini anlatabilir misin? Şu an ne yapıyorsun?
Nazım: Şimdi practice leader'ı anlatmak biraz zor ama menajer olarak anlatabilirim. Şimdi AQA'da bütün işlerimizle, Peer Support Program, evde Disability Support Program, Leisure programıyla ilgileniyorum. Şimdi bizim işçilerimiz var, onları alıştırmaya uğraşıyorum. Nasıl çalışılır, nasıl bilgi verilir? Nasıl professional olunur? Öyle şeylerle. Menajerlik yapıyorum. Evet.
Tolga: Yani benim merak ettiğim, esas sizin buradaki verdiğiniz servisler. Mesela Peer Support dedin, mesela Personal Development, Coaching, Wheelchair Skills gibi veya Care and assist to People at Home or Community Networks. Birçok servisler var. Özellikle ben bu Peer Services, Peer Support konusunu merak ediyorum. Çünkü bire bir çalışıyorsun galiba. Daha doğrusu bire bir servis veriyorsun karşındaki arkadaşa değil mi?
Nazım: Evet, Peer Support ya da Peer Courage'ı öğretmen gibi anlatabilirim. Hastaneye gidince ya da hastaneden Rehabilitation'dan çıktıktan sonra doktora gidiyorsun. Social Worker ile iş yapıyorsun. Öğretmenlerin, doktorların, onların hepsi başka bilgi gösteriyorlar. Peer Support'ta özürlü, mesela Quadraplegic ya da Paraplegic kişiyle konuşuluyor. Diyelim ki bunlar yeni eve çıktılar, biz onları ayarlıyoruz. On sene ya da yirmi sene Rehabilitation'ını yapanlarla bir araya getiriyoruz. Öyle öğreniyorlar. Soru sorabiliyorlar. Sen nasıl iş buldun, nasıl çocukların oldu? Nasıl İngiltere'ye , Amerika'ya, Avrupa'ya gittin. Onlar hepsini teker teker anlatıyor. Hazırlıyoruz. O korkuyu bitiriyoruz. Korkmuyorlar. Doktor ya da Real Estate Agent ya da Travel Agent anlatmış olsa farklı olur. Ama biz onlara "biz aynısını yaşadık" diyoruz. 
Tolga: O zaman şöyle bir şey söyleyebilir miyim? Bir arkadaş gibi, bir dost gibi beraber zaman geçiriyorsun ve çünkü ikinizin de paylaşımları benzer. Yaşadıklarınız kaza ve saire tarzı şeyler benzer ve engeliniz de benzer olduğu için aynı sıkıntıları ya da aynı hayat zevkini, aynı hayatı daha iyi yaşayabilecek neler yapılabilir? Beraber paylaştığınız için bir karşılıklı bir etkileşim var. Sen ona destek oluyorsun, beraber arkadaş oluyorsunuz gibi söyleyebiliriz. Çünkü sen de zaten bunu yaşamışsın Rehabilitation sırasında. Şu anda sen o görevi veriyorsun anladığım kadarıyla. Mesela bir aynı kazayı geçirmiş, aynı şekilde bir durumda olan bir kişi için araba kullanmak. Değil mi? Nasıl araba kullanabilir? Engelli bir birey. Fakat sen biliyorsun ve böyle bir kişi olduğu zaman ona bire bir olarak gösterebilirsin, öğretebilirsin. Ya da dediğin gibi işte o kişi tek başına tatile çıkmak istiyor. Hangi ortamlara girecek, hangi yeri nerelerden kontak kuracak ve saire. Sen hepsini bildiğin için bu zamana kadar profesyonel bir destek veriyorsun. Bu gerçekten çok güzel. Bir araba hikayen vardı, hatırlıyor musun? Onu anlatabilir misin? Nasıl araba kullanabileceğini anlatıyordun hiç bilmeyen birisine?
Nazım: Çok iyi anlatın Tolga, öyle arkadaş olmuş oluyorsun bu kişilerle. Çünkü bir iki defa görüşmüyorsun. Devamlı, aylarca, senelerce konuşuyorsun arada sırada. Kaza geçirdikten sonra bilmiyorsun ki araba kullanabilirsin. Söyleyenler var ama görmek farklı. Sonra biz kendi arabamızı gösteriyoruz. Hangi modification'u yaptık yaptık, ne değiştirdik arabalarımızı kullanmak için. Onlar gördükten sonra gözleri açılıyor. Bayağı heyecan yaşıyorlar. Diyorlar "Tamam, taksi ile her tarafa gitmeye lüzum yok. Kendim gidebilirim, istediğim arabayı kullanabilirim." Onu gördükten sonra çok çok iyi oluyor yani. 
Tolga: Evet, evet aynı şey. Doğru. Aynı şekilde gerçekten mesela ben bile şu anda böyle bir yardım alsam, böyle hiç bilmediğim bir konuda gerçekten esas bilen birisinden bilgi almak gerçekten harika. Bir de Living Well projeleriniz var ki sen de bunların başındasın. Practice Leader olarak bunları koordine ediyorsun. Kendi takımların var. Bizim de biliyorsun Speak My Language projesi olarak kendi mottolarımızdan biri olan Living Well with Disability var.. Bu projeleri çok merak ettim. Birkaç tane örnek verebilir misin?
Nazım: Tamam Tolga. Living Well Project şunun için kurulmuş: Rehabilitation'dan çıktıktan sonra bazı kişiler eve gidiyorlar. Korkuyorlar denemek için. Tamam, çalışabileceklerini biliyorlar. Araba kullanabileceklerini biliyorlar, ama heyecanları yok. Biz o heyecanı veriyoruz. Onlar hayatta ne isterse onu araştırıyoruz. Research yapıyoruz, öyle beraber çalışıyoruz. Peer Courage dedik ya daha önce ya da Peer Support. Bizde belki yüz kişi var öyle tam bağlantı kurulabilecek. Erkekler çalışabilirler. Yaşlı, genç, araba seven hepsi bizim bounty işimizde çalışabilir. Şimdi Living Well Project şu: bazı kişiler Wheelchair'lerini iyi kullanamıyorlar ya da korkuyorlar. Dışarıya fazla gidemiyorlar ya da yurt dışına çıkmak istiyorlar. Öğrenmek istiyorlar. Uçağa nasıl binilir, binilir mi? Hani onu da bilmiyorlar. Biz guiding ile onlara destek oluyoruz. Sıfırdan yapana kadar. Bazı kişiler korkuyorlar. Gitsem şimdi hotelde kalamam. Otelde yataklar değişik kullanabilir miyiz? İki hafta sonra bir program yapacağız Living Well Programı için 10 kişi beraber otele gideceğiz 4 gece. Hayatta ne varsa beraber yapacağız. Şimdi bunlar yeni çıktılar Rehabilitation'dan. Yatağa nasıl çıkılır? Çamaşırlar nasıl giyilir? Banyo nasıl yapılır? Kendine bakmak için, başkalarına güvenmeye lüzum yok. Onlara öğretmek için. Bazı kişiler eve gidiyorlar. Herkese güveniyorlar. Şimdi biz onlara öğretiyoruz. Kendin yapabilirsin. Ne istersen yapabilirsin. Tatile git, araba kullan, iş bul, okula git. Biz onlara el tutuyoruz gibi olmuş oluyor. 5 gün onlarla öyle yapacağız. Shop'lara gitme, motivation vermek için. Herkes biliyor shoplara gidebilirsin. Onu biliyorlar ama korkuyorlar yalnız gitmeye. Biz onlarla beraber gittikten sonra. Mind washing geliyor. Sonra desteğe lüzum yok onlara ileride. Hayatı nasıl yaşayacaklarını öğretiyor. Living Well programı bu.
Tolga: Gerçekten harika. Tam anlamıyla motive ediyorsun, güven veriyorsun ve hayatı doya doya yaşamaları için tekrar bir sayfa açabilmek için bir fırsat veriyorsunuz. Gerçekten bu çok güzel bir şey. Nazım AQA'da katılımcı ve erişilebilirlik adına başka nasıl hizmetler var? Herkes size ulaşabilir mi? Her isteyene, herkese kapınız açık mı yani? Belli bir sigortan mı olması lazım? Ya da Tamamen fully equipped mi olmamız lazım? Herkes size gelebilir mi? Nasıl? Bilgi verir misin?
Nazım: O mühim değil Tolga. Çünkü bizim yaptığımız iş çok önemli. Hani bazı company'ler diyorlar "Senin insurance'ın yoksa paran yoksa biz yardım edemeyiz." Biz öyle değiliz. Şimdi çok insanın TIC Insurance'ı var. Kaza geçiriyorlar ya da işte Work Over oluyor. Ya da şimdi NDIS herkes duymuştur, NDIS. Özürün neyse Insurance'ın yoksa hükümet yardım ediyor sana. Öyle para veriyorlar hayatını geliştirmen için, kendine bakman için. İnsanların NDIS'i varsa ve Work Over'ı varsa TIC Insurance'ı varsa biz bu şekilde para alıyoruz ama o yoksa da kimseye hayır demeyiz. Bazıları 65 yaşından sonra Insurance alamıyor. Onlara, herkese biz yardımcı oluyoruz. Physical Disability olduktan sonra herkese yardım ediyoruz.
Tolga: Nazım bu söylediklerin gerçekten çok önemli. Vurguluyorum ve altını çiziyorum: herkese kapınız açık. Bu gerçekten çok önemli. İnşallah bizi dinleyen Türk Avustralyalılar ilgili konularda seninle kontak kuracaklar. Nazım biliyorsun Speak My Language programı Avustralya'nın her yerinden dinleyicilere ulaşıyor. Bu bağlamda buradan dinleyicilerimize önerin nedir? Nereden sana ulaşabilirler? Sana nasıl ulaşabilirler?
Nazım: Şimdi biz Melbourne'dayız. Tolga numarayı vereyim. Bize 03 94 89 07 77 numarasından ya da Aqavic.org.au adresinden ulaşabilirler ya da LinkedIn'de beni Nazım Erdem Au olarak ararlarsa bulurlar. Google'da da AQA Victoria'yı ararlarsa bulabilirler bizi.
Tolga: Nazım zaten sen sosyal medyada gayet aktifsin. Dediğin gibi Google'da Order of Australia madalyası sahibi ve bizi gururla temsil eden bir kişi olduğun için ve iyi bir paralimpik atlet olduğun için Google'da Nazım Erdem yazdığı zaman herkes Nazım'a ulaşabilir ve AQA'ya ulaşabilir Nazım. Seninle sohbet etmek gerçekten çok büyük bir mutluluk oldu. Çok teşekkür ediyorum geldiğin için.
Nazım: Çok sağol Tolga.
Tolga: Bugün bize ayrılan zamanın sonuna geldik. Nazım'a bize konuk olduğu ve Practice Leader olarak görev yaptığı Australian Quadraplegic Association'daki hizmetlerden bahsettiği için çok teşekkür ediyoruz. Kaydımızdan memnun kaldıysanız lütfen daha fazlasını bulabileceğiniz web sitemiz speakmylanguage.com.au'yu ziyaret edebilir ve lütfen başkalarına da Speak My Language programından bahsedebilirsiniz. Ayrıca bizi, Facebook, Twitter, Instagram veya Linkedin'den de arayabilir arayabilir ve bu programı Avustralya genelinde ve belki de dünya çapında konuşmaya devam etmemize yardımcı olabilirsiniz. Multicultural Communities Council of South Australia Speak My Language Programını South Australia'da sunmakla gurur duyuyor. Department of Social Services tarafından finanse edilen Speak My Language Programı, Avustralya'daki tüm etnik and multicultural communities councils ve multicultural councils'ler arasında bir ortaklık aracılığı ile Avustralya'da hizmet vermektedir. Ulusal yayın ortaklarımız SBS ve NEMBC'dir.
 

Interview by
Tolga Okar

Aslen İstanbullu olan Tolga, isi icabıyla dünyanın birçok yerinde ‘expat’ olarak yasamış ve çalışmıştır. Farklı ülkeler ve toplumlarda kazandığı bu çok kültürlü yasam deneyimleri ona benzersiz bir... Go to page where you can read more about Tolga Okar