Choose the page language

Filiz geldiği bu yeni ülkede bir göçmen, bir anne ve engelli bir kadın olarak günlük hayata adapte olmaya zorlanırken ayni tecrübeleri paylasan dünyanın her yerinden kadınları ve ailelerini birbirine bağlamak, desteklemek, güçlendirmek ve ilham vermek, toplulukları bir araya getirmek ve yaratıcılığı ve üretkenliği teşvik etmek için kadınların gücüne ve toplulukların kolektif çalışmalarına dayanan Dünya Sahnesinin Kadınları (WOWS) adlı bir platform kurdu. Bu Platform, zamanla farklı geçmişlerden gelen ama benzer deneyimler yasamış bu kadınları ve Filiz gibi engelli bireyleri tam anlamıyla kucaklayan bir ortam haline gelir. . Filiz, kurucusu ve baskani olduğu platformu WOWS'un tüm kadınların yararlanabileceği dünya çapında bir organizasyon olmasını umuyor. Bu söyleşide, bu platformu oluşturma macerasını ve şu anda neler yaptiklarini konusacagiz.

About the storyteller

Filiz Shah, Avustralyaya hiçkimseyi tanimadan ve hatta dil becerisi bile olmadan gelen Avustralyalı bir Türk kadındır. Filiz, kararlı kisiligi ve güçlü iradesi sayesinde once TAFE'de İngilizce öğrendi, UWA ve Relations Australia'da iş buldu ve Curtin Üniversitesi'nde Muhasebe ve Vergilendirme Lisansı yapti. Bu arada evlenenen Filiz birsure sonra anne oldu, ancak bebeği henuz 20 günlükken, aniden birden fazla sağlık sorunu yasayarak yaşam boyu engelli kalmasina yol açan tıbbi bir sorun yaşadı.  Fakat Filiz, engelinden önce nasil ise engelinden sonra da engeliyle iyi yaşamaya kararlıydı. Filiz o zamandan beri, engelli bir kadın, bir göçmen ve bir anne olarak yaşadığı deneyimleri, bircok paylaşımın ve kazanimin yapıldığı bir platform olan Women of World Stage WOWS Inc.'i (WOWS) kurması için ona ilham verdi.  

Transcript Available

Tolga: Merhaba. Kültürel açıdan farklı topluluklardan insanların engelli olarak iyi yaşamaktan bahsettikleri Speak My Language programına hoş geldiniz. Ben Tolga Okay. Multicultural Communities Council of South Australia için çalışıyorum. Söyleşilerimizde kültürel açıdan farklı topluluklardan engelli insanların nerede olurlarsa olsunlar iyi yaşamak için kişisel becerilerini ve toplum kaynaklarından nasıl yararlandıklarını öğreniyoruz. Bu engelli kişiler ve diğerleri aracılığı ile erişilebilir yerler, aktiviteler ve ilgili fırsatlar hakkında bizimle paylaşabilecekleri gerçek hikayeleri, ipuçlarını ve fikirleri paylaşıyoruz. Bugünkü konuğum Perth'ten Nurten Filiz Şah. Bize Women of World Stage Dünya Sahnesi Kadınları isimli kendi kurduğu ve başkanlığını yaptığı çok kültürlü bir platformdan bahsedecek. Bu platform kültürel ve dilsel açıdan farklı geçmişlerinden gelen üyelerden oluşan, kar amacı gütmeyen, herkesin söz sahibi olduğu bir yer. Kısaca WOWS, kadınlara ve ailelerine ilham verip güçlendirirken, dişil enerjinin besleyici, sevgi dolu, güçlü, onarıcı ve iyileştirici gücü ile yaşadığımız çok kültürlü Avustralya'da tüm topluluklar arasında köprüler kurarak olumlu değişiklikler yapmayı amaçlamakta. Gelin bu harika organizasyonun kurucusunun ağzından dinleyelim. Hoş geldin Filiz.
Filiz: Hoş bulduk Tolga.
Tolga: Filiz, iyi ki geldin. Biraz kendinden bahseder misin? Sizi Avustralya'ya ilk getiren neydi? 
Filiz: Teşekkürler. Kendimden bahsetmek zor olsa da deneyeceğim. 18 yıl önce geldim Avustralya'ya aile nedeniyle. Aslında beni yazdığım yazılar ve şiirler bir şekilde buraya getirdi. Ve Avustralya'ya geldik. Geldiğimde hiç İngilizce bilmiyordum ve Avustralya hayatı hakkında hiçbir bilgim yoktu. Ve buraya geldikten sonra ailemdeki önemli kişileri kaybettim ve bazı sıkıntılar, bazı talihsizlikler yaşadım. Şanssızlıklar yaşadım ve bu dönemde hayata tutundum. Ve dolayısıyla yaşadığım tecrübeler ve başka insanların yaşadığı tecrübeler bir bütün olarak bize bu derneği kurmayı gerekli kıldı.
Tolga: Anladım. Filiz bir göçmen kadın ve anne olarak kimliğiniz toplumda lider olmanızı nasıl yardımcı oldu?
Filiz: Women of World Stage of House Incorporation kayıtlı bir dernek. Yasal bir dernek ve dernekte çok milletli, çok kültürlü, yani değişik kültürlerden ve milletlerden, dillerden, ırklardan, dinlerden gelen çok sayıda bayan ve aileleri var. Dernek üyeleri olarak ve aynı zamanda seyircilerimiz ve katılımcılarımız olarak. Yönetim kurulu dahil olmak üzere. Dünya Women of World Stage dünya kadınlarının sahnesi anlamına geliyor. Burada amacımız şu: ne olursak olalım, dünyanın neresinden gelirsek gelelim biz birer kadınız ve hepimizin ortak sıkıntıları, ortak sevinçleri, ortak ihtiyaçları ve ortak istekleri var. Ve en başta insan olmak noktasında birleştiğimiz için ve Avustralya çok kültürlü bir millet olduğundan, çok kültürlü bir ülke olduğundan çocuklarımız ve bizler iş ortamlarımızda, sosyal hayatta, sivil hayatta ve ekonomik hayatta her anlamda sadece kendi ülkemizin insanlarıyla değil, diğer milletlerden gelen insanlarla da diyalog halindeyiz. Derneğimizin yapmak istediği şey bu farklı kültürler ve gruplar arasında bir iletişim kurmak, birbirine kaynaştırtmak yani birbirleriyle bilgi alışverişi yapabilecekleri, birbirlerinin kültürlerini öğrenebilecekleri, aralarındaki benzerlikleri görebilecekleri ki bu benzerlikler farklılıklardan çok çok daha fazla ve aradaki farklılıkları da anlayıp bu farklılıkların nedenlerini anlayıp onlara saygı gösterebilecekleri ortamlar oluşturup birbirlerini tanımalarını sağlamak ve aralarında dostluk, kuvvetli ve devam eden dostluk bağları kurmak. Diğer bir nedenimiz ülkeye yeni gelen veya buraya geldiği halde sadece birkaç yıl olmuş olan ve ülkedeki hayata, Avustralya hayatına entegre olamamış olan insanlara yardımcı olmak ve onlara ister iş hayatına, ister sosyal hayata, ister ekonomik hayata katılmalarında olsun ihtiyaçları olan konularda veya sıkıntı duydukları, onların önlerine engel teşkil eden konularda destek vermek ve yardımcı olmak ve onları gerekli gruplarla, network'ler ile paylaşımlarını sağlamak, onları o insanlara ulaştırmak ve hep birlikte güzel geleceğimiz için ve çocuklarımız için güzel bir dünya kurmak, kültürel tanıtımları yapmak ve kadınların kendilerine güvenlerini, yani içlerindeki güçleri keşfedebilmeleri ve kendilerine güvenlerini ve saygılarını sağlayabilmek ve onları toplumun üretken, yaratıcı, başarılı ve mutlu ve sağlıklı bireyleri haline getirmek için çaba gösteriyoruz.
Tolga: Dünya Sahnesinin Kadınları Platformunu başlatmak için size ilham veren başka neler oldu?
Filiz: Aslında bir çok şey oldu buna ilham verem. İlk başta son yıllarda yaşadığım 2014 yılından bu yana yaşadığım sağlık sorunlarından ötürü bende oluşan Disability de dahil olmak üzere hatta bunun büyük bir etkisi var. Birçok şey. Yani bu yaşa kadar biliyorsunuz insanların her biri birer hikaye. Ben dahil olmak üzere, siz ve her birimiz dahil olmak üzere. Ve eminim hepimizin kendilerine göre hayat hikayeleri, yaşadıkları sıkıntılar, zorluklar var. Fakat ben inanıyorum ki bu sadece kadınlar değil, erkekler için de geçerli. Fakat kadınlar dünyanın değişik yerlerinde, kendi ülkemizde, başka ülkelerde, hatta Avustralya gibi ileri düzeyde yani gelişmiş ülkeler adı altında gelen ülkelerde bile kadınların yaşadığı özellikle Migrant yani göçmen bir kadın ve onların ailelerinin yaşadığı birçok sıkıntılar var. Kendi ülkelerimizde bir kadın olarak yaşamanın sıkıntılarını yaşarken, bunun üzerine göçmen olarak başka bir ülkenin, başka bir kültürün, başka bir dilin ve yaşam biçiminin içine girdiğimizde yaşadığımız, onun üzerine gelen çok ayrı, daha büyük sorunlar var. Ve bütün kendi yaşamımın içerisinde örnek olarak küçük yaştan başlayan hayata atılma hikayeleri, aileye destek olmak için anne ve babayı, babamızı çok küçük genç yaşta kaybetmiş olmamız ve aileme ailemin en büyük ferdi olarak anne baba görevini üstlenmek durumunda kalmam ve tabi ki bu görevin getirdiği maddi ve manevi sorumlulukları taşımak. Ve toplumda eşini kaybetmiş bir Widow yani dul bir bayan olarak kalıp bunun hem sosyal hem ekonomik savaşını vermek. Daha sonrasında Avustralya'ya gelip bir Migrant olarak kendi becerilerimi Türkiye'de edinmiş olduğum Work Experience'larımı, yani çalışma becerilerimi, Skill'lerimi burada kullanamıyor olmam. Dil engeli yüzünden, İngilizce engeli yüzünden ve daha sonrasında çalışırken karşılaştığım dil engeli gibi birçok sıkıntılar, şahit olduğum Bullying sıkıntıları ve en nihayetinde çocuğumun doğumundan sonra engelli bir hale gelişim ve bu engelliliğin getirdiği daha büyük sıkıntılar. Yani ben bunları hayatımın 7 Chapter'ı olarak tanımlıyorum. Her biri ayrı bir hikaye ama bu sıkıntıların ve bu engellerin üzerine yani bu sorunların üzerine engelli bir insan olmak Disability veya sağlık sorunlarıyla yaşayan bir insan haline gelmek, bana ve benim gibi olan insanların hayatlarını gözlemleyip onların hikayelerini görmek, onların sıkıntılarını ama sadece bu sıkıntılara gömülüp yani kader oyunculuğu yapmak yerine hayatları için çaba gösteren, hayatta başarabilecekleri, yapabilecekleri şeyleri, yapabilecekleri işleri görebilip, bardağın dolu tarafını görüp hayatlarından zevk almaya çalışan ve aynı zamanda hayatlarından zevk almaktan ziyade mevcut olan becerilerini, yeteneklerini, bilgilerini ve tecrübelerini kullanıp kendilerine ve topluma faydalı olabilmelerini sağlayacak bir platform geliştirmek istedik. Ve buna bütün kadınlar gerek engeli olsun olmasın bütün kadınlar gelebileceği gibi özellikle engelli insanlarımızın da bu platformdan yararlanıp sadece faydalanmak, pasif bir katılımcı olarak kalmak yerine aktif olarak üretmek, becermek, çalışmak ve başarmak ve hayattan zevk almak isteyecekleri bir ortam oluşturduk ve onları bu aktivitelere dahil ettik.
Tolga: Filiz harika gerçekten. Bu platform gerçekten herkesin yararlanabileceği bir platform. Engelli ya da değil, bayan ya da değil, herkesin ilham alabileceği bir platform. Peki bu platform kendi başınıza yaptığınız bir organizasyon muydu? Bir yardım aldınız mı başkalarından, nasıl gelişti?
Filiz: İlk başta, ilk başta aslında böyle bir organizasyon oluşturmak fikri yoktu. Tamamen doğal, organik bir oluşumdu yani. Sadece biz bayanlar olarak hastalığım süresince veya hastalanmadan önce toplumda gözlemlediğimiz birçok sorunlar vardı. Sadece engelli olmak aşamasında değil ama engelli olsak da olmasak da toplumda bir disconnectedness var. Toplum birbirinden kopuk, bağlarımız kopuk, komşuluk ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, insanlık ilişkileri, bir kopukluk var. Bunu tabi ki hayatımızda teknoloji ilerliyor, hayatlarımız yoğun. Çocuklarımız var, ailelerimiz var. Çalışıp kazanmak zorundayız. Fakat toplumda ciddi bir kopukluk var ve bu kopukluğun getirdiği birçok sıkıntı var. Discrimination gibi. Yani insan ayrımcılığı, ırkçılık veya yalnızlık, soyutlanmış olmak, dışlanmış olmak, toplumda yalnız kalmak ve bunlardan kaynaklanan mental sorunlar var, ciddi psikolojik sorunlar var. Ayrıca toplumsal sorunlar var, ekonomik sorunlar var. Özellikle Migrant olan ülkeye yeni gelmiş insanlar için. Biz kadınlar olarak bütün bunları konuşup tartışıyorduk, üzülüyorduk, paylaşıyorduk ama aktif olarak hiçbirimiz bir şey yapmıyorduk. Yani hep bir şeylerin değişmesi yönünde bir dileğimiz vardı ama bu sadece bir dilek olarak devam ediyordu. Aktif olarak bir adım atılmamıştı. Sonrasında benim burada komşumla olan bir diyaloğum var. Kendisi hastalandığında ambulansla hastaneye getirilip geri götürüldüğünde, geçmiş olsuna gittiğimizde bana ve kızıma söylediği ilk şey, "siz Türk müsünüz?" oldu ve ben "Evet Türküm" dediğimde "bütün bu ülkeye gelen göçmenler kim olursa olsun, Türk olsun olmasın ve hepsi ülkeyi ya terk etsinler ya da burada bizim gibi olsunlar" dedi. Daha sonra benim kızım eve gelirken bana bir takım sorular sordu. "Bu göçmenler kim? Kötü insanlar mı?" Şeklinde bir takım birbirini takip eden cevaplarının zor olduğu sorular sordu ve kızım dört buçuk yaşındaydı. Bu aşamada ben ilk defa fark ettim ki bunları sadece konuşarak, birbirimiz arasında sohbetler yaparak çözemeyeceğiz. Bir adım atmamız gerekiyor ve bu adımı hem kendimiz için hem şu anımız için, hem geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için ve gelecek nesiller için yapmamız gerekiyor. Ve bu nedenle eve gelir gelmez kızımla konuştuktan ve sorularını cevaplamaya çalıştıktan sonra arkadaşlarımı arayıp bu derneği başlatmak istediğimi bildirdim ve başlattıktan sonra biz 12 kişi olarak başka bayanlar benim gibi düşünen bayanlar bir araya geldik. Toplam 12 kişiydik ilk başta. İlk toplantımız 12 kişilik küçük bir gruptu ve bir sonraki ay bu 35 kişiye, bir sonraki ay 70 kişiye katlanarak bu şekilde çoğaldı. Derneğimiz 2019 Mart ayında faaliyetlere başladı. Ama 2019'un sonunda resmi bir dernek haline geldik ve o zamandan bu zamana kadar gerek festival niteliğinde aylık toplantılar gerek haftalık gerek iki haftalık değişik aktiviteler yaptık değişik alanlarda.
Tolga: Filiz harika gerçekten. Peki bu derneğinizde ne tür aktiviteler ve etkinlikler düzenlendiğini söyleyebilir misin?
Filiz: Tabii ki. Öncelikle bu dernek dediğim gibi bir platform. İnsanları bir araya getirmek, aradaki engelleri, Discrimination'ı, Racism'i kaldırmak için kurulmuş kadınları ve ailelerini ve göçmenleri güçlendirmek, topluma adapte etmek için kurulmuş bir dernek. Bu aşamada 4 tane büyük kategori var ve bu 4 kategori altında çok çok değişik türlü türlü aktiviteler var. 4 kategorimiz şöyle diyebiliriz. Health and Well-Being yani sağlık ve iyi yaşam, iyi hissetme konusundaki aktiviteler. Community Integration, ülkeye yeni gelen yeni gelmiş birkaç daha birkaç senedir Avustralya hayatına girmiş olan ailelere, kadınlara, ülkeye adapte olmalarını sağlamak ve bu adaptasyonu yaparken kendi kimliklerini koruyabilmelerini, kendi kültürel kişiliklerini, aidiyet duygularını da koruyabilmeleri için. Yani asimile değil, adaptasyon, Integration. Bu açıdan kendi kültürleri ve buradaki kültürü arasında farklı büyük Conflict'ler, çatışmalar yaşamadan bu geçişi düzgün bir şekilde yapabilecekleri community integration aktiviteleri yaptık. Üçüncü kategorimiz Art and Culture, yani sanat ve kültürel etkinlikler. Bu sanat ve kültürel etkinliklerde yine birbirinden farklı birçok etkinlik yapıyoruz. Kültürlerin kendi sanatlarını, müziklerini, el becerilerini, danslarını ve her türlü daha aklınıza gelebilecek her türlü aktiviteleri gösteriyoruz ve kültürlerin birbirlerini tanımalarını sağlıyoruz. Aynı zamanda kişilerin kendi kültürlerini devam ettirebilmelerini ve topluma ait olduklarını ve bu toplumun, uymaya çalışmaktan ziyade, bu toplumu da kendilerine kendilerini kabul ettirmek yerine sadece başkalarının da bunun bu büyük puzzle'ın bir parçası olduklarını, asıl parçaları olduklarını insanlara göstermeye çalışıyoruz. Art ve kültürel aktiviteler dışında Capacity Building dediğimiz yani kapasitelerini geliştirmek, iş bulmak, aile hukuku, disability hakkında bilgi edinmeleri ve engelli ortamlarda bilgi edinmeleri, ülkenin kurallarını, kanunlarını öğrenmeleri. Bir Domestic Violence, yani aile şiddeti ya da dışarıda herhangi bir şiddetle karşılaştıklarında, sorunla karşılaştıklarında nerelere, hangi kurumlara başvurabileceklerini bildikleri, gelip el becerilerini ve kendi yeteneklerini veya geçmiş iş tecrübelerini yenileyip, gerekli kişilerle kaynaşıp kendi alanlarında iş bulabilmelerini ve birçok alanda bu şekilde etkili etkinlikler de sağlıyoruz. Ve en son bir koro kurduk. Bu birçok etkinliklerimiz, haftalık, aylık yaptığımız ya da her iki haftada bir yaptığımız düzenli aktivitelerimizin, workshop'larımızın, sınıflarımızın dışında ayriyeten senenin değişik zamanlarında festivaller yapıyoruz. Ve bir koro kurduk. Bu koroyu da WOWS Multicultural Choir olarak adlandırdık. Bu koro Avustralya'da olan, hatta belki de dünyadaki türünün ender örneği ve Avustralya'da olan ilk koro. Member'larımız, üyelerimiz, farklı milletlerden, kültürlerden ve backgroundlardan geliyorlar. Ve dünyanın değişik milletlerinden, kültürlerinden ve dillerinden olan şarkıları beraber seçip, beraber çalışıp, beraber Arrange edip beraber müziği oluşturup beraber öğrenip beraber söylüyoruz. Diyebilirim ki bu grupta engelliler var ve Avustralyalı veya diğer kültürlerden gelen insanlar Türkçe şarkıları öğrendiği gibi biz de onların şarkı ve türkülerini öğrendik.
Tolga: Muhteşem, Filiz tam da bu noktada deneyiminize göre kültür, sanat ve müzik hayatı yaşamada ve başkalarıyla bağlantı kurmada nasıl bir rol oynuyor? En güzel sen cevap verebilirsin tam da bu noktada.
Filiz: Bence ve geçmişte yaptığımız etkinliklere bakarak söylüyorum ki kendi hayatımdan, kişisel hayatımdan ve organizasyon olarak yaptığımız etkinliklere baktığımda söylüyorum ki kültür ve sanat bence en büyük rolü oynuyor. Yani eğitici, öğretici, kapasiteyi geliştirici birçok aktivite elbette ki yapabilirsiniz ve bunların her biri ayrı ayrı faydalı. Ama kültür ve sanatın, o aktivitelerin yapamayıp kültür ve sanatın yaptığı çok farklı, çok büyük bir şey var. Çünkü kültür, sanat ve müzik, bunların bir evrensel dili var. Toplumlara bunların birçok açıdan faydası var. Birincisi toplum içerisinde yani, insanlar bu aktiviteleri yaparken hep beraber çalışıyorlar. Birlikte nasıl çalışabileceklerini, bir araya gelip nasıl bir şey üretebileceklerini öğreniyorlar farklı kültürlere, farklı inançlara, farklı dillere sahip olsalar da. İkincisi başka ülkelerin kültürlerini görmüş oluyorlar. Bu da ne kadar benzer olduklarını anlamalarını sağlıyor. Mesela bir müzikle, bir dansla veya bir el sanatıyla karşılaşıyorsunuz. "Aaaa bunu biz de yapıyoruz kendi ülkemizde" dediğinizde olduğu zaman bu insanlar arasında otomatik olarak bir Unity, birliktelik oluşturuyor. Kaynaştırma, kaynaşma oluşturuyor. Doğal bir kaynaşma, zorlanmış bir kaynaşma değil. İnsanların içinden gelerek kendilerini buldukları ve kendilerini başkalarının hayatlarında buldukları bir ortak nokta veriyor insanlara. Ve tabii ki kültür ve sanat aynı zamanda fiziksel ve psikolojik. Sağlığa katkıları çok büyük. Stresi azaltıyor. Aslında vücuttaki ağrıları dahi bilimsel anlamda yapılan araştırmalarda vücuttaki ağrıları, kronik olan ağrıları azaltıyor ve insanların gerek Disability'leriyle veya gerek psikolojik ve Depression gibi sorunlarıyla daha iyi baş edebilmesini hatta iyileşebilmesini sağlıyor. Çünkü sanatın iyileştirici bir etkisi var insan hayatında.
Tolga: Filiz doğru söylüyorsun. Kendin de engelli bir birey olarak bu organizasyonun hayatını nasıl şekillendirdiği hakkında bilgi verebilir misin?
Filiz: Elbette. Birçok güzel insanla tanıştım. Yani belki de bu organizasyona dahil olmasaydım bu kadar çok, bu kadar güzel insanlarla tanışma imkanım olmayacaktı. İkincisi, bu organizasyon bir birey olarak aslında gerçek anlamda büyümeme yardımcı oldu ve bu büyüme aslında progresif bir büyüme ve sonsuza kadar devam edecek. Fakat organizasyon aracılığıyla daha önce farkında olmadığım birçok şeyin farkına vardım. Buna pratik bilgiler de dahil olmak üzere nerede ne gibi aktiviteler var, servisler var. Yani yardım alınması icap ettiğinde nerelere başvurmak gerekiyor? Devletin düşünce yapısı, kültürler arasındaki ilişkiler ve kültürleri anlama açısından, tanıma açısından büyük bir etkisi oldu. Ama en çok sevdiğim noktası şu: Benim hayatımdaki en büyük etkilerinden biri olan engelli bir insan olarak- kendi kapasitemi, yapabileceklerimi görebilmek. Aslında kendimizi engelli olarak tanımlamakbence yanlış. Disability kavramı da çok hoşuma gitmeyen bir kelime. Biz aslında birçok Ability'leri olan insanlarız. Birçok özellikleri olan insanlarız. Yani mesela benim bazı fiziksel sınırlamalarım olabilir. Ama bu sınırlamalarla fiziksel sınırlaması olmayan insanların yapamadığı birçok şeyi yapabiliyorum. Ve bunu görmeme sahip oldu. Ve önemli olan şu ki sizin yapabileceğiniz şeylere ve kendi içinizdeki güce yoğunlaşmanız ve başkalarına da bu konuda yol açmanız ve örnek olmanız ve başkalarını da isteklendirmeniz.
Tolga: Doğru söylüyorsun Filiz. Röportajımızı dinleyen başka engelli ya da engelli olmayan bayanlar da olabilir. Onlara ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsin? Son olarak.
Filiz: Güzel bir soru. Teşekkür ederim bunu sorduğun için. Şunu demek istiyorum. Hayatınızda ne yaşarsanız yaşayın hiçbir şey devamlı değil. Hiçbir sorun devamlı değil. Hiçbir üzüntü, hiçbir ayrılık, hiçbir ölüm, hiçbir hastalık sonsuza kadar aynı şekilde seyretmiyor. Benim söylemek istediğim şey lütfen eğer bir Migrant bayansanız ülkeye göçmen olarak gelmiş, sağlık sorunlarınız engelleriniz yoksa dahi lütfen İngilizce konuşmaktan çekinmeyin. Yanlış da olsa hata yapmaktan, hata yaparım diye konuşmaktan korkmayın. Konuşmaya devam edin. Sadece kendi ülkemizin insanları bize çok faydalı oluyor. Yani buraya geldiğimizde ilk kendimizi attığımız yer kendi ülkemizden olan insanların olduğu gruplara katılmak oluyor ki bu çok güzel. Ama bununla kısıtlı kalmayın. Çünkü hem dil öğrenebilmeniz hem de çok kültürlü bu ülkede daha mutlu, daha huzurlu yaşayabilmeniz ve görüş açınızı, kafa yapınızı genişletebilmeniz için diğer insanlarla da diyalog halinde olun ki hem İngilizce öğrenebilesiniz hem de hoşgörünüzü geliştirebilesiniz ve ayrıca bu sayede kendi kültürünüzü de daha iyi öğrenebilirsiniz. Çünkü ben diyebilirim ki buraya geldikten ve diğer insanlarla tanıştıktan sonra ben Türk kültürünü daha iyi öğrendim. Onların sordukları sorular neticesinde. Üçüncüsü. Lütfen sorunlara değil çözümlere odaklanın. Çünkü sorunlar hayatımızda engelli olsak da olmasak da her zaman var. Ama bu sorunlara kapılıp hayattan vaz geçersek ve kendimizi kapatırsak bu sorunların sadece büyümesine ve mutsuzluğuza yardımcı oluruz, mutsuz bir hayat geçirmiş oluruz. Zamanımızı boşa harcamış oluruz. Lütfen sorunlara değil çözümlere odaklanın ve size yardımcı olabilecek gruplara ulaşın. Bu bizim grubumuz olabilir. Women of World Stage gibi. Size yardımcı olacak servislere ulaşın ve kendinizi dışarıya atın. Bir birey olarak ne yapamıyorum değil, ne yapıyorum? Kendi hayatım için, ailem için, toplum için ne yapabilirim? Bu soruyu sorduğunuzda göreceksiniz ki elinizde çok değerli bir hazine var. Her birinizin ayrı ayrı bir özelliği ve bilgisi var. Bu toplumda sadece alıcı değil, yani almaya muhtaç olan değil, bu topluma verebilecek kapasitesi olan vasıflı ve becerikli insanlarsınız. Lütfen bunu görün.
Tolga: Filiz harika bir iş yapıyorsun. Peki bizi dinleyen bayanlar sana nasıl ulaşabilir?
Filiz: Birçok şekilde ulaşabilirler. Tolga iznin olursa telefonumuzu verebilir miyim bir sakıncası yoksa. Telefon numaramızı ülke koduyla da vereyim çünkü yurt dışından da belki ulaşmak isteyenler olabilir. +6104 17 68 42 57. Ayrıca bir web sayfamız var. Bu röportajda her şeyi tabi ki çok iyi açıklayamadım ama verdiğimiz servisler ve aktiviteler, kültürel aktiviteler hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz grup hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz veya bize ulaşmak isterseniz lütfen www.wows.org.au Bu web sayfasına bakabilirsiniz. İngilizce bilmeyenler için www. wows.org.au Web sayfamı Ve Facebook sayfamızda da eğer Women of World Stage yazarsanız Facebook sayfamıza ulaşabilirsiniz. S-t-a-g-e-.
Tolga: Filiz çok teşekkür ediyorum.
Filiz: Tolga ben çok teşekkür ederim böyle bir fırsatı verdiğin için. İyi bir konuşmacı olduğumu söyleyemem. Şunu da gözlemliyorum. 18 yıldır Avustralya'da olduğum için bazı Türkçe kelimeleri haturlamakta zorlanıyorum konuşurken. Teşekkür ederim anlayış gösterdiğin ve yardımcı olduğun için. Dilimiz sürçtü ise lisanımıza affola diyelim eski Türkçe'yle.
Tolga: Estağfurullah Filiz, her şey harikaydı. Ayrıca Türkçen de çok güzel bu arada. Kendine iyi bak.
Filiz: Teşekkür ederim. Teşekkür ediyorum. Sen de kendine iyi bak. Herkese çok çok sevgiler, selamlar. Hayatı sevin arkadaşlar. Bay bay.
Tolga: Bugün bize ayrılan zamanın sonuna geldik. Filiz'e bize konuk olduğu ve hikayesini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz. Filiz tüm kadınlara. Hayatta engellere rağmen hedeflerinize ve hayallerinize ulaşmak ve çocuklarımız ve gelecek nesiller için daha iyi bir gelecek inşa etmek için bizimle birlikte yürüyün diyor. Dünya Sahnesi kadınları olarak eğer dünya bir sahne ise bize düşen bu oyunda elimizden gelenin en iyisini yapmak dedi. Kaydımızdan memnun kaldıysanız lütfen daha fazlasını bulabileceğiniz web sitemiz speakmylanguage.com.au'yu ziyaret edebilir ve lütfen başkalarına da Speak My Language programından bahsedebilirsiniz. Ayrıca bizi Facebook, Twitter, Instagram veya LinkedIn'den de arayabilir ve bu programı Avustralya genelinde ve belki de dünya çapında konuşmaya devam etmemize yardımcı olabilirsiniz. Multicultural Communities Council of South Australia Speak My Language Programını South Australia'da sunmakla gurur duyuyor. Department of Social Services tarafından finanse edilen Speak My Language programı, Avustralya'daki tüm etnik and multicultural communities councils ve multicultural councils'ler arasında bir ortaklık aracılığı ile Avustralya'da hizmet vermektedir. Ulusal yayın ortaklarımız SBS ve NEMBC'dir.
 

Interview by
Tolga Okar

Aslen İstanbullu olan Tolga, isi icabıyla dünyanın birçok yerinde ‘expat’ olarak yasamış ve çalışmıştır. Farklı ülkeler ve toplumlarda kazandığı bu çok kültürlü yasam deneyimleri ona benzersiz bir... Go to page where you can read more about Tolga Okar